ORTA ASYA TÜRK TARİHİ

Türkler'in İlk Ana Yurdu

Türkler'in ilk ana yurdu Orat Asya'da; Batı'da Hazar Denizi'nden Doğu'da Kingan Dağları'na, Kuzey'de Altay Dağları'ndan Güney'de Hindukuş ve Karanlık Dağları'na kadar uzanan bölgedir.

Bu bölge, coğrafi yapısı ve iklim şartlarının da elverişli olması nedeniyle Türkler tarafından Ana Yurt olarak tercih edilmiştir.

Göçebe kültürünün sonucunda şu durumlar ortaya çıkmıştır.

*Merkezi yapı güçlenememiş,

*Teşkilatçı özellik gelişememiş,

*Mimari ve şehircilik ortaya çıkmamış,

*Ekonomi, hayvancılığa dayalı kalmış,

*Askeri yapıysa gelişmiştir.

 

 

Türkler'in Orta Asya'dan Göç Etmenlerinin Nedenleri :

*Topraklarının tarıma elverişsiz olması,

*Hayvanlar için otlakların yetersiz olması,

*İklim koşullarının değişmesi nedeniyle kuraklık ve şiddetli kış yaşanması,

*Türk boyları ve yabancı kavimlerle yapılan mücadelelerdir.

 

 

Asya Hun (Büyük Hun) Devleti

Merkez Ötügen olmak üzere Orhun ve Selenga nehirleri çevresinde kuruldu.

Tarihte bilinen ilk Türk devletidir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı Teoman'dır.

Çinlilere karşı seferler yaptılar, Çinliler de bu seferleri durdurmak için Çin Seddi'ni yapmak zorunda kalmışlardır.

Teoman'ın oğlu Meta Han döneminde; diğer Türk devletlerine de örnek olacak "onluk sistem"e dayalı ilk düzenli Türk ordusu kuruldu.

Asya Hun Devleti'nin Yıkılışı

Mete Han'ın ölümünden sonra oğulları ülkeyi iyi yönetemediler.

Çin entrikaları ve bu devletle yapılan savaşlar ülkeyi zayıflattı.

İpek Yolu'nun Çin kontolüne geçmesi nedeniyle Hun ekonomisi bozuldu.

Artan Çin baskısı nedeniyle ülke iyice zayıflayarak Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı.

 

 

Kavimler Göçü :

Çin baskısından kaçan Kuzey Hunları, M.S. 375'de Batı'ya göç etmeye başladılar. Hun göçleri sonunda Karadeniz'in Kuzeyi'ndeki Germen kavimleri Batı'ya göç etti. Doğu Germen kavimlerinin göçü sonucunda , Roma İmparatorluğu, M.S. 395 tarihinde, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı.

UYARI : Avrupa'ya ve Anadolu'ya ilk Türk akını bu dönemde düzenlenmiştir. Bu akınlar Anadolu'ya yerleşme ve yurt edinme amacı taşımamaktadır.

 

 

Avrupa Hun Devleti

M.S. 400'lerde başkent Etzelburg olmak üzere Avrupa Hun Devleti kuruldu. Bu sırada Hun hükümdarı Balamir'di.

Avrupa Hunları'nın en ünlü hükümdarı Attila'dır.

Attila, 447 yılında büyük bir ordu ile Doğu Roma (Bizans) üzerine yürüdü ve onları vergiye bağladı.

451 yılında Batı Roma İmparatorluğu üzerine ve 452 yılında da İtalya üzerien iki büyük sefer yaptı.

 

 

Göktürk Devleti

552'de Avarlar'a karşı isyan ederek, Bumin Kağan önderliğinde Ötügen merkez olmak üzere kuruldu.

Tarihte Türk ismini devlet isimlerinde kullanan ilk topluluktur.

Bumin Kağan'ın yerine geçen Mukan Kağan zamanında devlet en parlak dönemini yaşadı.

İstemi Yabgu döneminde Bizans ile Sasani Devleti'ne karşı büyük mücadeleler yapıldı.

Göktürk Devleti, Çin entrikaları sonucu, 582 yılında Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrıldı.

UYARI : Bu dönemde İpek Yolu, Göktürk, Sasani ve Bizans Devletleri'ni karşı karşıya getirmiştir. İlk Türk-Bizans ittifakı Sasaniler'e karşı bu dönemde olmuştur (571). Hedef doğu-batı ticaretini ele geçirmektir.

 

 

II. Göktürk (Kutluk) Devleti

682 yılında Kutluk Kağan önderliğinde kuruldu.

Ünlü hükümdarları Bilge Kağan döneminde,Kardeşi Kültigin ve vezirleri Tonyukuk ile birlikte, en parlak dönemlerini yaşadılar.

Bilge Kağan'ın ölümünden sonra zayıflayarak Basmil, Karluk ve Uygurlar'ın isyanı sonucu yıkıldılar.

UYARI : Türk tarihinin ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynağı olarak kabul edilen Orhun yazıtları bu dönemde yazılmıştır. Bu yazıtlarda Göktürk Tarihi ve Türk Uygarlığı hakkında önemli bilgiler verilmektedir.

 

 

Uygur Devleti

Yerleşik yaşamı benimseyen ilk Türk topluluğudur.

Budizm ve Maniheizm'i benimsediler.

Çin'den sonra matbaayı geliştirerek ikinci kez kullanılan ve hareketli harfleri icat ettiler.

840 yılında Kırgız Türkleri tarafından yıkıldılar.

UYARI : Budizm ve Maniheizm Uygurların hem mimari alanında hem de savaşçı özelliklerini kaybetmelerinde etkili olmuştur.

Kırgızlar, Uygurları yıkarak Türk yurdunun Moğollar'ın eline geçmesine neden olmuşlardır. Bu yüzden Türk tarihinde olumsuz anılmışlardır.

 

 

Avarlar

En ünlü hükümdarları Bayan Kağan döneminde Doğu Roam İmparatorluğu üzerien bir çok sefer yaptılar.

Sasanilerle birleşerek ilk defa İstanbul'u kuşattılar fakat ele geçiremediler.

Hristiyanlığı kabul eden Türk topluluklarındandırlar.

istanbul'u ikinci defa kuşattılar fakat bundaki başarısızlıkları zayıflamalarına sebep oldu ve 805 yılında Franklar'ın saldırısı sonucunda yıkıldılar.

UYARI : İslamiyet'i kabul eden boylar bugünkü Kazan Türklerinin temelini oluşturur.

 

 

Bulgarlar

Orta Asya'dan ve Oğuzlar'dan koparak Batı'ya göç eden kabilelerin birleşmesiyle oluştular.

Bir kısım Bulgar Türkleri Volga Nehri çevresine gelerek İdil (Volga) Bulgar Devleti'ni kurdular. Bu devlet 1236 yılında Altın Ordu Devleti tarafından yıkıldı.

Türk boylarına gelen diğer Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devleti'ni kurdular. Tuna Bulgarları zamanla Slavlaşarak ve IX. yüzyılda da Hristiyanlığı kabul ederek tarih sahnesinden silindiler.

 

 

Hazarlar

Hazar Türkleri tarafından Karadeniz'in kuzeyi ile Kafkaysa arasında kuruldu.

Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanında İslam ordusu ile mücadele ettiler.

Hazar Türkleri, Museviliği kabul eden ilk Türk topluluğu olduklarından İslamiyet'in Avrupa'da yayılmamasında etkili oldular.

UYARI : Museviliği daha çok merkez yönetiminde bulunanlar kabul etmişlerdir. Halk arasında ise daha çok Hristiyanlık, Müslümanlık ve Şamanizm görülür.

 

 

Macarlar

Macar boyları Peçenek baskısı sonunda bugünkü Macaristan'a yerleştiler.

Avrupa'nın batısına ve güneyine akınlar yaptılar.

995 yılında Germen Kralı'nın karşı akını sonucunda büyük yenilgi aldılar.

Bu tarihten itibaren yavaş yavaş Hristiyanlaşarak kültürel özelliklerini kaybettiler.

UYARI : Macarlar, Hristiyanlığın Katolik mezhebini benimseyen tek Türk boyudur. Dinlerindeki değişim devlet yapılarına yansımış, boylar birliğine dayalı siyasi yapıdan, krallık sistemine dayalı bir yapıya geçmişlerdir.

macarlar aynı zamanda, Germenlerin Balkanlara inmesi ve Balkanlardaki Slavlarla kuzeydeki Slavların birleşmesini engellemişlerdir.

 

 

Peçenekler

Göktürk ve Uygur hakimiyetinde yaşadıktan sonra, X. yüzyılda Batı'ya göç ettiler. Macar ve Rus tarihinde etkili oldular.

XI. yüzyılda Hristiyanlığı kabul ettiler.

Malazgirt Savaşı'nda Oğuzlarla birlikte Bizans ordusuda yer aldılar.

1091 'de Kıpçaklarla yaptıkları bir savaşta yenildiler ve giderek dağıldılar.

UYARI: Peçenekler, Bizans ordusunda ücretli asker olarak görev almıştır. Bizans, Peçenekler'in bazılarını da Anadolu'ya yerleştirmiştir.

 

 

Kıpçaklar (Kumanlar)

Kıpçaklar, XI. yüzyılın başlarında Moğollar'ın baskısıyla Orta Asya'dan göç ederek Doğu Avrupa'ya geldiler.

Ruslarla büyük mücadeleler sonucunda Ruslar'ın Karadeniz'e inmelerini engellediler.

Zamanla ortadan kalktılar.

UYARI : Kıpçakların Seyhun Irmağı boylarında Oğuzlarla yaptıkları savaşlar, Dede Korkut Hikayeleri'ne konu olmuştur.

 

 

Oğuzlar

Oğuzlar başta Selçuklu ve Osmanlı olmak üzere daha bir çok Türk devletinin kurucuları olarak bilinirler.

Göktürk Devleti yıkıldıktan sonra Uygurların hakimiyeti altına girdiler.

Uygurların yıkılmasından sonra başkent Yenikent olmak üzere devlet kurdular.

Malazgirt Savaşı'nda, Bizans ordusunda yer aldılar.

UYARI : Oğuzların tarihte büyük devletlerin kuruluşunda etkili olmaları Türk toplulukları içinde en önemli boy kabul edilmelerine neden olmuştur. Türk toplulukları içinde İslamiyet'i kabul eden Oğuzlara "Türkmen" denilmiştir.

Uzların bir kısmı Hristiyanlığı kabul ederek Hristiyanlaşmışlar, Kafkasya'nın güneyine inen diğer bir kısmı ise İslamiyet'i kabul ederek Müslümanlaşmışlardır.

 

 

Türgeş Devleti

I. ve II. Göktürk Devletleri hakimiyetinde yaşadıktan sonra VII. yüzyılda Balasagun merkez olmak üzere devletlerini kurdular.

Sulu Kağan önderliğinde Emevilerle uzun yıllar mücadele ettiler.

Yerleşik yaşamı benimsediler ve tarihte parayı kullanan ilk Türk topluluğu oldular.

766 yılında Karluklar tarafından hakimiyetlerine son verildi.

UYARI: İslamiyet'in Orta Asya'da yayılmasını bir süre engellemişler böylece Orta Asya Türkleri'nin Araplaşmasını önlemişlerdir.

 

 

Karluklar

VI. yüzyılda Doğu Göktürk Devleti'ne bağlı olarak, Altay Dağları'nın batısında Kara İrtiş Nehri boylarında yaşadılar.

Talas Savaşı'nde Müslümanlar'ın tarafını tutarak Orat Asya'nın Çinlileşmemesinde önemli rol oynadılar.

Talas Savaşı'ndan sonra İslamiyet'i kabul ederek Müslüman olan ilk Türk boylarından biri oldular.

 

 

Sabirler

Ural Dağları'nın Güneyineve Kuzey Kafkasya'ya yerleştiler.

VI. yüzyıldan itibaren Doğu Avrupa'ya kadar inerek bu bölgedeki Bizans ve Sasani Devleti ile mücadele ettiler.

557 yılında Avarlarla yaptıkları savaşta yenilip, bu tarihten itibaren gittikçe zayıflayarak tarih sahnesinden silindiler.

Sibirya bölgesi, Sibirlerin bu bölgede yaşamalarından dolayı bu adı almıştır.

 

İlk Türk Devletlerinde Kültür ve Uygarlık

 

Devlet Yönetimi

Uygurlar dışında bütün Türk Devletleri göçebe devlet şeklinde yaşamışlardır.

Aileler obaları, obalar boyları, boylar ise budunları meydana getirirdi.

Devlet, hanedanın ortak malı kabul edilirdi.

Hakanın yetkileri "Kurultay" denilen danışma meclisi ile sınırlandırılmıştı.

UYARI : Bu durum Türk devletlerinde taht mücadelelerine sebep olmuştur. Bu yüzden Türk devletleri çok kısa sürelerde yıkılmıştır. Devlet kuzey-güney, doğu-batı, sağ-sol olmak üzere ikiye ayrılırdı. Sağı hükümdarlar yönetirdi. Senede iki kez toplanan Kurultay adı verilen bir meclis vardır. Boy beylerinden oluşurdu. Önemli kararlar alınırdı.

Kurultay, Türklerde askeri yapıda demokrasinin olduğunu gösterir.

 

 

Hukuk

İslamiyet öncesinde kurulan Türk devletlerinde yazılı hukuk kurallarına rastlanmaz.

Genelde, sosyal hayatı düzenleyen sözlü hukuk kuralları yani töreler baskındır.

Devlet yapısında töreyi uygulayan adalet teşkilatının başı hükümdardır.

Töre hükümleri ile çok ağır cezalar verildiği görülmüştür.

 

 

Ordu

İlk Türk devletlerinde kadın-erkek her Türk asker sayılırdı.

İlk düzenli Türk ordusu Asya Hun İmparatoru Mete Han tarafından kuruldu.

Ordunun başında başbuğ denilen başkomutan bulunurdu.

Türkler savaşlarda en çok sahte ricat denilen geri çekilme taktiğini uygulayarak başarılı oldular.

UYARI : Mete Han tarafından kurulan ordu, Türk Kara Kuvvetleri'nin temeli olarak kabul edilmiş ve Çin, Moğol, İran, Bizans ve Roma'yı da etkilemiştir.

 

 

Din 

Tek bir tanrının varlığına inanılmış, Tanrı'ya "tengri" adı verilmişti.

Bu tanrı Gök tanrı olarak da bilinmekteydi.

Doğa da bir takım gizli güçlere inanılırdı.

Şamanizm yani iyi ruh ile kötü ruhun varlığına inanılan bir inançta yaygındı.

Öldükten sonra yaşama inanç vardı.

UYARI : İslamiyet öncesi Türklerde görülen tek Tanrı inancı, İslamiyet'in kabul edilmesinde etkili olmuştur. Bu Türklerde öldükten sonra yaşama inanılır, mezarlara Balbal'lar dikilirdi. (Balbal, öldürülen düşman sayısı kadar dikilirdi.)

 

 

Ekonomik Hayat

Bozkır kültürünün bir sonucu olarak göçebe ve yarı göçebe bir hayat sürmüşlerdir.

Göçebe hayatın bir sonucu olarak hayvancılık zorunlu geçim kaynağı olmuştur.

Bununla birlikte balıkçılık, tarım ve yağmacılık da ekonomik hayatta önemli yer almıştır.

 

 

Dil ve Edebiyat

Türklerde görülen en eski dil Göktürkçe ve alfabe olarak da Göktürk alfabesidir.

VII. yüzyılda Göktürkler tarafından Göktürk alfabesi ile yazılan Orhun kitabeleri bilinen en eski Türk yazıtları olarak kabul edilir.

Uygurlar da Uygur alfabesini kullanmışlar ayrıca hareketli harfleri bulmuş ve matbaayı kullanmışlardır.

 

Bilim ve Sanat

Oniki hayvanlı Türk takvimini meydana getirmişlerdir.

Bilim adamlarından meydana gelen ve Keneş Meclisi adı verilen bir meclisi meydana getirmişlerdir.

Göçebe hayat sürdükleri için taşınabilir sanat eserleri olarak kemer, kılıç, at koşumu gibi el sanatları ile uğraşmışlardır.

Uygurlar döneminde Maniheist mabetler yapılmış, mezar anıtları ve saray yapılarına da rastlanmıştır.

YAKIN ÇAĞ AVRUPA TARİHİ

ABD’NİN KURULMASI (1787)
1774’de I. Fledelfiya, 1776’da ise II. Fledelfiya konferansı toplanmış, burada birleşme kararı alan 13 koloni İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesine başlamıştır. Fransa’nın da desteğini alan Amerikalılar 1783 Wersay Anlaşması ile bağımsızlığını kazanmışlar , 1787’de de George Washington başkanlığında ABD’yi kurmuşlardır.
Not : 1776 – II. Fledelfiya Konferansı’nda ilk insan hakları bildirisi ilan edilmiştir.

 

SANAYİ İNKILABI
İngiltere’de James Watt tarafından buhar gücünün makinalarda kullanılmasıyla tekstil alanında 18. Yy. ortalarında başlamış, Yakınçağ’da büyük bir gelişme göstermiştir. Sanayi İnkılabı’nın oluşmasında sermaye birikimi yönüyle Coğrafi Keşifler’in, bilgi birikimi yönüyle Rönesans’ın etkisi vardır.
Sonuçları :

* Pazar ve hammadde ihtiyacı artmış, sömürgecilik yeni bir boyut kazanmıştır.
* İşçi sınıfı ortaya çıkmıştır.
* Köylerden şehirlere hızlı nüfus akını başlamıştır.
* Sanayileşemeyen ülkeler sömürge durumuna düşmüştür.
* Osmanlı ülkesi, kapitülasyonların da etkisiyle açık Pazar haline gelmiştir.
* Osmanlı küçük esnafı ve Lonca teşkilatı çökmüştür.
* Kapitalizm, Liberalizm, Sosyalizm gibi kavramlar ortaya çıkmıştır.

** Pazar ve hammadde arayışı, devletler arası rekabete, bu rekabet bloklaşmalara, neticede I. ve II. Dünya savaşlarına sebep olmuştur.

 

FRANSIZ İHTİLALİ (1789)
Sebepleri :
* Sınıflar arası önemli farklılıklar
* Halkın son derece fakir olması
* Hastalıklar ve kıtlıklarla ülkenin sarsılması
* Krallık rejiminin baskıcı yönetimi
* Bazı Fransız aydınlarının (J.J. Russo, Volter ....) halkı etkilemesi
* İngiltere ve Amerika’daki demokrasi çalışmalarının etkisi
* Yedi Yıl Savaşları’nın sonucunda yeni vergiler konması
* Burjuva sınıfının yönetime katılmak istemesi

Sonuçları :
* Yeniçağ bitmiş, Yakınçağ başlamıştır.
* Milliyetçilik fikri ortaya çıkmıştır.
* Mutlak krallıklar yıkılmış, milli devletler kurulmuştur.
* Eşitlik, hürriyet, adalet gibi kavramlar yaygınlaşmıştır.
* İlk kez insan hakları evrensel bildirisi yayınlanmıştır.
* Yönetim burjuva sınıfının seline geçmiştir.
* Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına sebep olmuştur.
* İlk kez laik hukuk kuralları ortaya çıkmıştır

 

İHTİLAL SAVAŞLARI (1792-1815)
Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı fikir akımlarının kendi ülkelerinde yayılmasını istemeyen İngiltere, Avusturya, Prusya, Rusya gibi devletler Fransa’ya savaş açmışlar, Napolyon büyük başarılar elde etmişse de sonunda yenilmiştir. İlk mağlubiyetini Akka önlerinde, Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Nizam-ı Cedit adlı Osmanlı ordusundan almıştır.

 

VİYANA KONGRESİ (1815)
Napolyon’un alt üst ettiği Avrupa’nın siyasi haritasına yeni bir düzen vermek amacıyla Osmanlı Devleti ve Fransa haricinde bütün Avrupa devletlerinin katılımıyla toplanmış ilk uluslararası kongredir. Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı fikirler göz ardı edilerek Avrupa’nın yaklaşık 100 yıllık haritası çizilmiştir. Buna rağmen fikirlerin yayılması engellenememiş ve yeni mücadelelere sebep olmuştur.
Not : Rus Çarı tarafından Osmanlı Devleti’ni parçalama teklifleri (Şark meselesi adıyla) ortaya atılmıştır.

 

1830 İHTİLALLERİ
Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı fikirlerin yayılması bütün baskılara rağmen engellenememiştir. 1830’da Fransa’da demokrasi amacıyla başlayan ihtilaller Belçika ve Polonya gibi ülkelerde bağımsızlık amacıyla görülmüştür.
Sonuçları :

* İsveç ; Norveç’ten, Belçika; Hollanda’dan ayrılmış, Fransızlar bazı demokratik haklar elde etmişlerdir.
* Avrupa’da liberal demokrasiler güçlenmiş, parlamenter sisteme geçiş hızlanmıştır.

 

1848 İHTİLALLERİ
Sanayi inkılabıyla ortaya çıkan işçi sınıfı, çok zor şartlarda çalışmakta ve emeğinin karşılığını alamamakta idi. Cumhuriyetçiler ile birleşen işçiler, Fransa’da isyan ettiler. Bazı Avrupa ülkelerine de yayıldı. Fransa’da 1 yıl sonra Cumhuriyet rejimine karşı yeniden ayaklandılar. Bazı haklar verilerek isyan bastırıldı.

İLKÇAĞ UYGARLIKLARI VE ANADOLU MEDENİYETLERİ

ÇİN MEDENİYETİ:

Sülalelerce yönetilir. Çin’de iki türlü mimari gelişmiştir. Askeri mimari (Çin Seddi), Dini mimari (Budist tapınakları). Çinicilik, porselen, seramik gibi sanatlar, maden az olduğu için gelişmiştir. Matbaa, kâğıt, barut, pusula, çini mürekkep, ilk kez Çin’de bulunmuştur. Budizm, Taoizm, Konfüçyüs, Maniheizm gibi dinler yaygındır. Çin’de tarih yazıcılığı gelişmiştir. Türkler hakkında ilk bilgiler Çin kaynaklarında mevcuttur.

 

 

 HİNT MEDENİYETİ:

 Hindistan’da güçlü bir devlet, önemli bir medeniyet ve bir millet anlayışı oluşmamıştır.

 

Sebepleri:

 

*Çok değişik din, dil ırk, mezhep vs.’den insanların bulunması.

*İklimin çok sıcak olması.

*Kast sistemi (Dünyanın en katı sınıf farklılığı), Brahmanlar (din adamları), Kişatriyalar (asiller), Vaysiyalar (esnaf, tüccar, çiftçi), Südralar (köylüler, işçiler; paryalar [köleler]).

 

Not: Hindistan’da Veda dini, Brahmanizm, Budizm, Taoizm, Konfüçyüs, Mani Hinduizm gibi dinler görülür.

 

İSKİT MEDENİYETİ (SAKA) :

Önce Orta Asya’da görülen İskitler, Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlara gelerek yerleşmişlerdir. Atlı göçebe yaşamışlar, hayvancılıkla uğraşmışlardır. Alper Tunga ve Şu adlı destanları vardır. Anadolu’ya kadar akınlarda bulunmuşlardır. Bilinen ilk Türk topluluğudur.

 

MEZOPOTAMYA MEDENİYETLERİ

 *Güneydoğu Anadolu Torosları’ndan başlayarak Basra Körfezi’ne dökülen Fırat ile Dicle Nehirleri arasından kalan bölgeye Mezopotamya denir.

*Mezopotamya medeniyeti, başta Anadolu, Ege ve Mısır medeniyetleri olmak üzere birçok medeniyeti etkilemiştir.

 

 

SÜMERLER:

 *Orta Asya kökenlidirler. M.Ö. 4000 yılında güney Mezopotamya’ya gelmişlerdir.

*Şehir devletleri halinde yaşamışlardır. (Ur, Uruk, Kiş, Lagaş, Nippur)

*Rahip – Kral özelliği görülür.

*Çok tanrılı inanç vardır, ahiret inançları zayıftır.

*Ziggurat denilen çok katlı, çok amaçlı tapınakları vardır.

*M.Ö. 3500 (yaklaşık) yılında çivi yazısını bulmuş ve tarihi çağları başlatmışlardır.

*Urgakina kanunları tarihte bilinen ilk yazılı kanunlardır. (Bilinen ilk hukuk devleti Sümerler).

 

*Kanunlar hafiftir ve fidye esası vardır.

*Gılgamış, Yaratılış, Tufan gibi dini nitelikli destanları vardır.

*Herkes askerdir.

*Taş olmadığı için kalıcı mimari eserleri yoktur.

*Astronomi, takvim, matematik gelişmiştir.

 

AKADLAR:

 *Sami kökenlidirler.

*Akade adlı başkentleri vardır. (Tarihte bilinen ilk merkezi devlet veya imparatorluktur.)

*İlk düzenli ordu Akadlar’da görülür.

*Tarım gelişmiştir. Su kanalları yapmışlardır.

*Zafer anıtı ve Agade tapınakları mimari eserleridir.

 

BABİLLER:

 

*Sami kökenlidirler. Başkent Babillion’dur.

*Hammurabi kanunları ilk anayasa niteliğindeki kanunlardır.

*Daha serttir ve “kısas”a dayalıdır.

*Hammurabi kanunları, Mezopotamya’nın Samileştirilmesini amaçlar.

*Rahip-Kral özelliğine son vermiş, ilk dünyevi devlet, ilk mutlak krallığı kurmuştur.

*Yahudiler, II. Babil devleti zamanında sürgün edilmiştir.

*Babil Asma Bahçeleri ve Babil Kulesi meşhurdur.

 

ASURLAR:

*Merkez Ninova’dır.

*Kuzey Mezopotamya’da kurulmuştur. Bölge tarıma elverişli olmadığı için ticaretle uğraşmışlardır.

*Anadolu’nun içlerine kadar (Kayseri – Kültepe) gelmişler, koloniler kurmuşlar ve burada çivi yazılı tabletler bırakmışlardır.

*Anadolu’da tarihi çağları başlatan ve ilk yazıyı getiren Asurlar’dır.

*İlk sömürge imparatorluğudur.

*Asur kanunları çok sert ve vahşidir.

*İlk kütüphane Ninova’da kurulmuştur.

 

ELAMLAR:

Başkentleri Sus’tur. Sami kökenlidirler. Önemli bir varlık ortaya koyamamışlardır.

 

İRAN MEDENİYETİ:

*İran’da ilk Partlar, sonra Medler yaşamıştır. M.Ö. 6. y.y.’da Persler Medler’i yıkmışlardır.

*Çok büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. (İndus Nehri’nden Ege Denizi’ne, Kafkaslardan Basra Körfezi’ne kadar)

*Ülkeyi “satraplık” denilen eyaletlere ayırmışlardır.

*Ticaret gelişmiştir. (Ticaret yolları üzerinde oldukları için)

*Tarihte bilinen ilk posta teşkilatını kurmuşlardır.

*Zerdüştlük dini (ateşperest) hâkimdir.

*Büyük İskender son vermiştir.

 

İBRANİ MEDENİYETİ:

*Sami kökenlidirler merkezleri Kudüs’tür.

*Dinleri Museviliktir. (Milli bir din). Tanrılarına Yahova, kitaplarına Tevrat denir.

*Bilinen ilk tek tanrılı dindir. Hz. Süleyman zamanında büyük bir devlet haline gelmişlerdir. Babiller zamanında başlayan sürgün hayatları birkaç bin yıl devam etmiştir.

*Hz. Süleyman Mabedi önemli eserlerindendir.

 

FENİKE MEDENİYETİ

*Sami kökenlidirler.

*Kuruldukları bölge Lübnan çevresidir.

*Tarımdan ziyade denizcilik ve deniz ticaretinde gelişip koloniler kurmuşlardır.

*Şehir devletleri halinde yaşamışlardır. (Sidon, Biblos, Sayda, Sur)

*Kolonilerine sadece ekonomik amaçlarla gittikleri için uzun süre tutunamamışlardır.

*Alfabeyi (harf yazısı) ilk kez Fenikeliler bulmuştur. (Daha sonra İyon, Yunan ve Romalılar geliştirmiştir, Latin Alfabesi oluşmuştur.)

 

MISIR MEDENİYETİ:

*Kapalı bir bölge olduğu ve toplumun tutuculuğundan dolayı çevreden fazla etkilenmemişler, bu yüzden tarih öncesi dönemleri sırasıyla yaşan tek toplumdur.

*Önceleri Nom (veya Nomos) denilen şehir devletleri vardır. Sonraları merkezi krallık gerçekleşmiştir.

*Değişik hanedanlar yönetime hâkimdir.

*Firavunlar tanrı – Kral özelliği gösterirler. (Bu özelliklerinden dolayı hukuk sistemi gelişmemiştir.)

*Çok tanrılı dinler görülür.

*İlk vezirlik (kâtip) sistemi Mısırlılarda görülür.

*Ahiret inancı kuvvetlidir. Bu nedenle mumyacılık ve anıt-mezar (piramit) yapımı gelişmiştir.

*Tıp, eczacılık, kimya, matematik, geometri, takvim, hiyeroglif (resim yazısı) gelişmiştir.

*M.Ö. 1280’de Hititler ile yaptıkları ve Suriye’yi paylaştıkları “Kadeş Antlaşması” bilinen ilk dostluk ve ittifak, aynı zamanda ilk yazılı antlaşmadır.

*Keops, Kefren önemli piramitlerdir.

 

 

ANADOLU MEDENİYETLERİ:

*Anadolu’da yontma taş dönemini aydınlatan ilk kalıntılar Antalya’da Karain ve Beldibi mağaralarında bulunmuştur.

*Cilalıtaş dönemini aydınlatan eserlere ise Konya-Çatalhöyük, Burdur-Hacılarda rastlanır.

*Önemli yerleşim yerleri olarak Kayseri –Kültepe, Çanakkale-Truva, Yozgat-Alişar sayılabilir.

 

HİTİTLER (ETİLER) :

*Anadolu medeniyetinin temelini oluştururlar.

*M.Ö. 2 bin yılında Anadolu’da Kızılırmak çevresine yerleşmişlerdir.

*Şehir devletlerinden merkezi krallığa geçmişlerdir.

*Merkez Hattuşaş’tır. (Çorum – Boğazköy).

*Hükümdarlar rahip-kral özelliği gösterirler.

*Tavananna denilen kraliçe yönetimde etkilidir.

*Soylulardan oluşan “Pankuş Meclisi” önemli kararların alınmasında etkilidir. (Meşrutiyet rejiminin ilk örneği.)

*Çok tanrılı din vardır. Bu dönemde Anadolu’ya “Bin tanrı ili” denir. Ahiret inançları zayıftır.

*Aile hukuku gelişmiştir. (Medeni hukukun temelini atmışlar.)

*Çivi ve resim yazılarını kullanmışlardır. (Anadolu’da tarihi çağlar Asurlar’ın yazıyı geliştirmesiyle başlar.)

*Frigyalılar tarafından yıkılmışlardır.

*Anadolu’da demir çağını başlatmışlardır.

*Yıllıklar (Anal) tutmaları ile tarih yazıcılığını başlatmışlardır.

*İvriz ve Yazılıkaya Kabartmaları önemli eserlerindendir.

 

FRİGYALILAR

*Merkez Gordion’dur. (Ankara – Polatlı) Bir iç batı Anadolu medeniyetidir.

*Tarım çok önemli olduğu için tarıma dayalı cezalar çok ağırdır.

*Kuyumculuk, önemli ticaret yolları üzerinde olmaları nedeniyle gelişmiştir.

*Müzik, kaya mimarisi ve dokuma alanlarında ilerlemişlerdir. (Tapates adıyla bilinen halı ve kilimler)

*Kimmerler son vermiştir.

*Kibele tapınakları, Midas’ın mezarı önemli eserleridir.

 

URARTULAR:

*Başkent Tuşpa (Van)’dır.

*Tarım ve hayvancılık gelişmiştir. (Su kanalları yapmışlardır.)

*İlk barajları yapmışlardır.

*Ahiret inancı vardır.

*-Madencilik gelişmiştir.

*-Ev şeklinde mezarlar vardır.

*Medler ortadan kaldırmıştır.

 

LİDYALILAR:

*Sard merkezli bir Batı Anadolu medeniyetidir.

*Kral Yolu denilen Efes – Ninova arasındaki ticaret yolu, Doğu – Batı arasında ticaretin ve kültürel etkileşimin hızlanmasını sağlamıştır.

*İlk parayı kullanan Lidyalılar’dır.  (M.Ö.) 700

*Paralı askerleri vardır. Orduya önem vermemeleri çabuk yıkılmalarında etkilidir.

 

İYONYALILAR (AKALAR) :

*Akalar tarafından M.Ö. 1200’de Batı Anadolu’da oluşturulan bir medeniyettir.

*-Şehir devletleri halinde yaşamışlardır. (İzmir, Efes, Milet, Foça)

*Ticaret yollarının bitiş noktasında bulunmaları, tarım ve deniz ticareti sayesinde zenginleşmeleri sonucunda kültürel ve bilim yönüyle Anadolu medeniyetlerinin en gelişmişini oluşturmuşlardır.

*Koloniler kurmuşlar ve kolonilerine yerleşme amacıyla gitmişlerdir.

*Şehir devletleri halinde yaşamaları, bilim adamlarının yetişmesine uygun özgür düşünce ortamına zemin hazırlamıştır.

*Tıpta Hipokrat, tarihte Heredot, felsefede Diyojen, matematikte Pisagor, Tales gibi bilim adamları yetişmiştir.

*İnsan şeklinde düşündükleri çok tanrılı din anlayışı vardır.

*Persler tarafından İyonyalılara son verilmiştir.

*Mimaride İyon nizamını geliştirmişlerdir. (Örnek: Efes harabeleri)

 

EGE MEDENİYETLERİ

 

 GİRİT MEDENİYETİ:

*Ege medeniyetlerinin temelini oluşturmuşlardır.

*İlk denizciler Giritliler’dir.

*Mimaride gelişmişler, çok katlı saraylar yapmışlardır. (Knossos).

*M.Ö. 1400’lerde Aka (Miken), M.Ö. 1200’de Dor istilasına uğramışlardır.

 

MİKEN MEDENİYETİ

*M.Ö. 2000’de Akalar tarafından kurulmuştur.

*Savaşçı bir toplumdur.

*Mora yarımadası, Yunanistan, Girit ve Kıbrıs’ı işgal etmişlerdir.

*Deniz ticaretinde gelişmişlerdir.

*Kuyu mezarları önemli eserleridir.

*Boğazların hâkimiyeti için Truvalılarla yaptıkları savaşlar (Truva Savaşları) meşhurdur.

 

YUNAN MEDENİYETİ:

*M.Ö. 1200 yılında Dorlar tarafından kurulmuştur.

*-“ Polis” denilen şehir devletleri halinde yaşamışlardır.

*Atina, Tebai, Korint, Sparta, Larissa gibi şehir devletleri vardır.

*Polislerin başında “Tiran” denilen krallar vardır.

*Denizcilikte ilerlemişler ve kolonicilik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. (Yerleşme amacıyla gitmişlerdir.)

*Başta Zeus olmak üzere Olympos dağında oturan tanrıları adına düzenledikleri yarışmalar olimpiyatların temelini oluşturmuştur.

*Felsefede Aristo, Eflatun, edebiyatta Homeros (İlyada ve Odisse), tarihte, Tukitides önemli bilim adamlarıdır.

*Alfabe ve takvime katkıda bulunmuşlardır.

*Atina’da sınıf farklılıklarından doğan huzursuzlukları gidermek amacıyla yapılan Dragon, Solon ve Klistenes kanunları Atina’yı “

Demokrasinin beşiği” yapmıştır.

 

HELLEN MEDENİYETİ:

 

*Makedonyalı İskender, İyonya şehir devletlerini Pers istilasından kurtarmak için M.Ö. 334 yılında Doğu (Asya) seferine çıkar.

 

Seferine Sonuçları:

*Anadolu, İran, Mezopotamya ve Mısır ele geçirilerek Perslere son verilmiştir.

*Doğu ve batı kültürünün karışmasıyla “Helenizm” doğmuştur.

*Doğu – Batı ticareti ve kültürel etkileşimi artmıştır.

*Önemli kültür ve ticaret merkezleri kurulmuştur. (İskenderiye, İskenderun)

*Doğu’nun dini anlayışından etkilenilmiştir. (rahip-kral)

*Helenizm medeniyetinin doğmasında Yunan, Anadolu, İran, Mezopotamya ve Mısır medeniyetlerinin etkisi olmuştur.

*Helenizm, Roma ve İslam medeniyetini etkilemiştir.

*İskender’in ölümünden sonra ülke Makedonya, Asya ve Mısır krallıkları olmak üzere üçe ayrılmıştır.

*Asya Krallığı’nın egemen olduğu Anadolu’da aynı zamanla yeni krallıklar ortaya çıktı. (Biitanya, Bergama, Kapadokya ve Pontus krallıkları.)

*Bergama’daki Zeus Tapınağı ve Asklepion Sağlık Merkezi önemli gelişmelerdendir.

 

ROMA MEDENİYETİ:

*Roma’da; krallık, cumhuriyet ve imparatorluk devirleri görülür.

*Sınıf farklılıkları vardır. Patriciler (Asiller), Plepler (vatandaş), Köleler.

*Günümüz Avrupa hukukunun temelini 12 Levha Kanunları oluşturur.

*Latin alfabesi ve Miladi Takvim’e son şeklini vermişlerdir.

*Lejyon denilen paralı, disiplinli orduları vardır.

*Önceleri tarım yaygın iken, Akdeniz havzasını ele geçirmeleri ile ticaret gelişmiştir. Kartaca ile yaklaşık yüzyıl süren Pön Savaşları yapılmıştır.

*Çok tanrılı inanç vardır.

*MS. 313’te Milano Fermanı ile Hıristiyanlık serbest bırakılmıştır.

*Çiçero (Hitabet), Tilus, Takitus (Tarih) önemli ilmi şahsiyetlerdir.

*İstanbul’da; Ayasofya, Bozdoğan Kemeri, Yerebatan Sarayı, Çemberlitaş, Ankara’da Agustus Tapınağı, Roma Hamamı, Antalya’da; Aspendos Tiyatrosu, Niğde’de Roma Havuzu gibi eserler bırakmışlar, mimaride çok gelişmişlerdir.

*395’te Kavimler göçü sonucu Doğu – Batı diye ikiye ayrılmışlardır.

*476’da Batı Roma, 1453’te Doğu Roma yıkılmıştır.

1830 İHTİLALLERİ

Bu ihtilaller,1830 yılında Fransa'da çıktı ve bütün Avrupa'yı etkiledi.İhtilalin çıkmasında.Avrupa'da bulunan Libreral kesimin Viyana kongresikaralarına tepki göstermesi ve Fransa'da iş başına geçen X. Şarl'ın mutlak rejimi getirmek için parlemontoyu dağıtması etkili oldu...

ZARFLAR

Zarf (Belirteç)

 

İsimlerin varlıkları ya da kavramları karşıladığını, fiillerin ise hareketleri, oluşları karşıladığını belirtmiştik. Varlıkların nasıl belli nitelikleri varsa, fiillerin de belli nitelikleri vardır. İsmin niteliğini bildiren sözcüklere sıfat demiştik. Fiillerin niteliğini bildiren sözcüklere de zarf diyoruz.

 

“Güzel bir evde oturmak istiyorum.” cümlesinde “güzel” sözcüğü “ev” isminin niteliğini bildiriyor, onun nasıl olduğunu açıklıyor. Öyle ise bu sözcük sıfat görevindedir.

 

Aynı sözcük;

Bu ev uzaktan daha güzel görünüyordu.” cümlesinde “görünmek” fiilinin nasıl olduğunu bildiriyor. İşte bu durumda “güzel” sözü zarftır.

 

Kısaca zarflar fiillerle ilgili sözcüklerdir. Bunun dışında, sıfatın, adlaşmış sıfatın veya başka bir zarfın derecesini bildiren zarflar da vardır.

 

1. Durum Zarfları

 

Fiilin durumunu yani nasıl yapıldığını bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.

 

O, hızlı koşardı. (Nasıl koşardı?)

Çok tatlı gülümsüyor. (Nasıl gülümsüyor?)

Bu günler zor geçecek. (Nasıl geçecek?)

cümlelerinde altı çizili sözler durum bildiren zarflardır. Bu sözcüklerden sonra isim gelseydi sözcükler sıfat olacaktı.

 

Zarfın mutlaka fiillerden önce gelmesi şart değildir. Zarfla fiil arasına başka sözcükler girebilir.

“Dışarıdan kesik kesik köpek havlamaları geliyordu.”

cümlesinde “kesik kesik” zarfıyla onun nitelediği fiil arasına başka öğe girmiştir. Elbette bu zarfın özelliğini değiştirmez.

 

2. Zaman Zarfı

 

Fiilin ne zaman yapıldığını bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “ne zaman” sorusuna cevap verir.

Tatilden dün dönmüşler.

Akşama bizde toplanıyoruz.

Artık buradan gitmelisin.

cümlelerinde altı çizili sözcükler fiilin zamanını bildirdiklerinden zarf görevindedirler.

 

3. Yer - Yön Zarfı

 

Fiilin yöneldiği yeri bildiren sözcüklerdir. Fiile sorulan “nereye” sorusuna cevap verir ve ek almaz. Bu tür zarfların sayısı bellidir.

 

“Yukarı çık, ben de geliyorum.” cümlesinde, fiile “Nereye çık?” diye sorarsak, “yukarı” cevabı gelir. Ek de olmadığına göre yer - yön zarfıdır. Eğer cümle “Yukarıya çık.” şeklinde olsaydı, sözcük isim görevinde kullanılmış olacaktı.

Aşağı indi.               Öte gitti.

Geri geldi.               Beri geldi.

İleri gitti.                Dışarı çıktı.

İçeri girdi.

cümlelerinde altı çizili sözcükler yer zarflarıdır.

 

4. Azlık - Çokluk (Miktar) Zarfları

 

Zarflar içinde çok değişik özellikler gösteren sözcüklerdir bunlar. Fiilin, sıfatın, zarfın, adlaşmış sıfatın miktarlarını bildirebilen geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu zarflar “ne kadar” sorusuna cevap verir.

“Pastadan biraz alabilir miyim?”

cümlesinde “alabilir miyim” fiiline “Ne kadar” sorusunu sorarsak “biraz” cevabı gelir. İşte fiilin miktarını bildiren bu sözcük zarftır.

 

Bu tür zarflar sıfata sorulan “ne kadar” sorusuna da cevap verebilir.

 

Örneğin;

“Çok güzel bir kitaptı.” cümlesinde “kitap” isimdir. “Nasıl kitap?” diye sorarsak “güzel” sıfatı cevap verir. “Ne kadar güzel?” diye sorarsak “çok” cevabı gelir. İşte sıfatın derecesini bildiren “çok” sözcüğü zarftır. Çünkü burada çok olan güzelliktir.

 

Bu tür zarflar, başka bir zarfın derecesini de bildirebilir. Bu durumda zarfa sorulan “ne kadar” sorusuna cevap verir.

 

“Çok hızlı koşuyor.” cümlesinde “koşuyor” fiildir. “Nasıl koşuyor?” diye sorarsak “hızlı” zarfını buluruz. “Ne kadar hızlı?” diye sorduğumuzda ise “çok” cevabı gelir. Zarfın derecesini bildiren bu sözcüğe de zarf diyoruz.

 

Bunlar adlaşmış sıfatların da derecelerini bildirebilir.

“Bu plan en yaşlılar da göz önüne alınarak hazırlandı.”

cümlesinde “yaşlılar” adlaşmış sıfattır. Buna “Ne kadar yaşlı?” diye sorarsak “en yaşlılar” cevabı gelir. Yaşlıların derecesini bildiren “en” sözü zarftır. Örnekleri çoğaltalım.

 

O, bu derse pek çalışmadı. (Fiilin zarfı)

Pek sağlam bir ayakkabıya benzemiyor. (Sıfatın zarfı)

Pek akıllısın sen de! (Adlaşmış sıfatın zarfı)

“Ne kadar” sorusu elbette sadece zarfı buldurmaz.

“Fazla mal göz çıkarmaz.” cümlesinde altı çizili sözcük “mal” isminin miktarını bildirdiği için sıfattır. Çünkü isimlerin zarfı olmaz.

“Bu kadar çok arabayı nasıl taşıyor bu köprü?” derken “çok” sözü “araba” isminin sıfatı, “bu kadar” sözü de “çok” sıfatının zarfıdır.

 

Bazen cümlede birden fazla zarfın veya sıfatın olması, aklımızı karıştırabilir.

“Sevimli , sarışın bir çocuk içeri girdi.” cümlesinde “çocuk” isim, “sarışın” sıfat, “sevimli” sıfattan önce geldiği için zarfttır, gibi bir yanlış düşünceye kapılmayalım. Bir sözcüğün, zarfın ya da sıfatın zarfı olması sadece “ne kadar” sorusuna cevap vermesiyle, yani derece bildirmesiyle mümkündür. Bu cümlede ise altı çizili bütün sözcükler ismin sıfatlarıdır.

 

5. Soru Zarfı

 

Cümlelerde zarfları bulmak için kullandığımız sorular vardı. Bunların hepsi - nereye hariç - soru zarflarıdır.

Nasıl bu kadar güzel konuşuyor?

Gittiği yerden ne zaman dönecek?

Ne kadar hızlı yüzüyor?

Neden söz vermesine rağmen gelmiyor?

Ne gülüp duruyorsun iki saattir?

cümlelerinde altı çizili sözcüklerin hepsi soru zarfıdır.

COĞRAFYA BÖLÜMLERİ VE ÖZELLİKLERİ

 Coğrafya incelemiş olduğu konuları göre iki bölüme ayrılmaktadır :

 

     1. Genel Coğrafya              

 

          A. Fiziki Coğrafya

 

               a) Jeomorfoloji

 

               b) Klimatoloji

 

               c) Biyocoğrafya

 

               d) Hidrografyayaya

 

          B. Beşeri Coğrafya

 

          C. Ekonomik Coğrafya

 

     2. Yerel Coğrafya                 

 

        A) Bölge Coğrafyası

 

        B) Ülke Coğrafyası

 

        C) Kıta coğrafyası

 

 

1. GENEL COĞRAFYA :  Fiziki beşeri ve ekonomik olayların yeryüzünün tamamında ayrı ayrı ele almaktadır. Olayların meydana geliş nedenleri ve dağılışları incelenmektedir. Gözlem ve karşılaştırma  yapılarak olaylar bir sınıflandırmaya çalışmaktadır. Genel coğrafya incelemiş olduğu konular bakımından üç bölüme ayrılmaktadır.

 

A) Fiziki Coğrafya : Yüzey şekilleri  başta olmak üzere okyanuslar denizler göller ve akarsular gibi su küreyi oluşturan unsurlar da inceleme alanına girmektedir. Fiziki coğrafya denizlince yeryüzünün dış görünümü aklımıza gelmelidir.

 

Jeomorfoloji ( Yüzey şekilleri bilimi ) : Yeryüzü şekillerinin oluşumlarını araştırır. bunları sınıflandırır. Örneğin Depremlerin meydana gelmesi . akarsuların oluşturmuş olduğu şekiller , buzul ve rüzgarların meydana getirdiği yer şekilleri jeomorfolojinin inceleme alanına girmektedir.

 

Klimatoloji( İklim Bilgisi ): Yeryüzündeki iklim tiplerini ve bu iklim tiplerinin coğrafi dağılımını incelemektedir. Örnek vermek gerekirse Tropikal iklimi meydana getiren şartlar ve bu iklimin görüldüğü yerler klimatoloji biliminin kapsamı alanına girmektedir.

 

Biyocoğrafya ( Canlılar coğrafyası ) : İnsan hariç yeryüzündeki diğer canlıların (  hayvan ve bitki ) coğrafi dağılışını ve bu bu dağılışı etkileyen fiziki şartları incelemektedir. Örneğin küçük baş hayvanların dağılım alanları ve bu dağılımda etkili olan iklim koşulları ve yer şekillerinin etkisi biyocoğrafyanın konusudur.

 

Hidrografya ( sular coğrafyası ) : Denizler , göller, akarsular ile yeraltı sularının özelliklerini inceler dağılışlarını açıklar .

 

 

B) Beşeri Coğrafya :  Yeryüzündeki insan topluluklarının doğal ortamla olan ilişkilerini incelemektedir.             

 

İnsanlara ait tüm özellikler beşeri coğrafyanın konusu içerisinde yer almaktadır. Örneğin İnsanların sayısı , yıldan yıla değişimi bu değişimde etkili olan faktörler , İnsanların yaş cinsiyet , medeni durum, çalışma koşulları , eğitim seviyesi gibi özellikleri beşeri coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır .

 

C) Ekonomik Coğrafya : İnsanların yapmış olduğu faaliyetler ekonomik coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır. Tarımı etkileyen şartlar , tarım ürünlerinin yetişme (bilgi yelpazesi) şartları , tarım ürünlerinin coğrafi dağılışı yine aynı sanayi , ulaşım, ticaret ve turizmi etkileyen olaylar da ekonomik coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır.

 

 

2. YEREL COĞRAFYA :  Genel coğrafyanın incelemiş olduğu tüm konular yerel coğrafyanın konuları arasında yer almaktadır. Ancak yerel coğrafya olayları incelerken bir sınır belirtmektedir ve olayları daha dar bir çerçeve de incelemektedir. Örneğin rüzgar oluşumuna neden olan faktörler genel coğrafyanın klimatoloji biliminin kapsamı içerisindedir. Ancak Türkiye'de etkili olan rüzgarlar yerel rüzgarlar yerel coğrafyanın konusuna girer.

EYLEMLER(FİİLLER)'LE İLGİLİ TEST

                                         EYLEMLER(FİİLLER)'LE İLGİLİ TEST



1.
I. İlkokul öğretmenimiz oldukça yaşlanmış.
II. Behçet Necatigil’in şiirlerini okuyorum.
III. Yaz tatilin de boyun nasıl da uzamış?
IV. Hastalıktan iyice sararmış zavallıcık.
V. Buraya geldiğini neden söylemedin?

Yukarıdaki cümlelerden hangi ikisinin yüklemi kılış bildirmektedir?

A) I ve IV
B) II ve III
C) I ve II
D) II ve V
E) IV ve V

 

 

 


2. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi dilek kipinde çekimlenmiştir?

A) Tatilde yurt dışına çıksam.
B) Tatilde yurt dışına çıkmış.
C) Tatilde yurt dışına çıkacak.
D) Tatilde yurt dışına çıktı.
E) Tatilde yurt dışına çıkar.

 

 


3. I. Hafta sonu tiyatro izleyelim.
II. Bir daha geri dönemem.
III. Eksikliğini çok hissedeceğiz.
IV. Özgürlük emek ister.
V. Saat on iki kez gonkladı.

Yukarıdaki cümlelerde aşağıdaki fiil kiplerinden hangisi yoktur?

A) Emir kipi
B) Görülen geçmiş zaman
C) İstek kipi
D) Geniş zaman
E) Gelecek zaman

 

 

 


4. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yükleminde zaman anlamı yoktur?

A) Halikarnas Balıkçısı’nın romanlarında kişiler, bildiğimiz kişilere benzemezler pek.
B) Eleştirmen, eleştirilerinde kendinden bahsettiği zamanlarda bile tarafsızlığını korumalı.
C) Yolculuğa çıkmadan önce ilk olarak yolda okuyacağım kitapları alırım yanıma.
D) Kitaplarında anlatacağı mekânları belirledikten sonra o mekânları uzun süre incelermiş.
E) Bir kitapta “ne” anlatacağı kadar “nasıl” anlatacağını da uzun uzun planlardı.

 

 


5. Aşağıdakilerden hangisinin fiilinde zaman kayması yoktur?

A) İki arkadaş yabancı bir şehirde karşılaşır ve bir yerde oturup dertleşir.
B) Hep böyle yapıyor, önce güler yüzle karşılıyor beni sonra yokmuşum gibi davranıyor.
C) Birazdan iş görüşmesine o değil de ben gidecekmişim gibi koltukta rahat rahat oturuyor.
D) Daha yol yorgunluğu üzerinden atmadan, kendine gelmeden yarın İstanbul’a uçuyor.
E) Bu durumdan ben de rahatsız oldum, ne yapar ne eder gelecek ay sözümü yerine getiririm.

 

 

 

6. Aşağıdakilerden hangisinde “-miş” eki başkasından duyma anlamı taşımaktadır?

A) Kendini bir deri bir kemiğe çevirmişsin.
B) Dersin sonlarına doğru bir an dalmışım.
C) Konser, yağışlardan dolayı ertelenmiş.
D) Kurutulmuş sebzelerle aram yok benim.
E) Maçın ilk yarısını izlerken uyumuşum.

 

 

 


7. Aşağıdakilerden hangisinde eylem, sözün söylendiği anda gerçekleşmektedir?

A) Kahvaltıdan önce mutlaka bir bardak süt içiyor.
B) Ailesini ziyaret etmek için haftaya yola çıkıyor.
C) Kardeşiyle o günden sonra hiç görüşmüyor.
D) Beş yıldır buralardan uzakta İzmir’de yaşıyor.
E) Çalışma odasında yazısını bitirmeye çalışıyor.
8. Aşağıdakilerden hangisinde fiil basit zamanlı değildir?

A)
İlk ödülünü on sekiz yaşında almış.
B) İkinci kitabını bu yıl çıkaracakmış.
C) İnceleme yazıları da yayımlanacak.
D) Kendini yinelemiyor, yeniliyor o.
E) Akşamları dört saat kitap okuyor.

 

 

9. Aşağıdakilerin hangisinde yüklem istek kipindedir?

A) Hayatına yeni bir yön vermelisin.
B) Bu evrakları muhasebeye bırak.
C) Bir de düşündüklerimiz olsa.
D) Fazla gecikmeden yola koyulayım.
E) Biraz daha dinlenmek istiyorum.

 

 


10. Aşağıdakilerden hangisinde yüklemi birleşik zamanlıdır?

A) Hangi otobüs önce kalkarsa ona binecekti.
B) Arkadaşlarını arada sırada da olsa arıyor.
C) Mesleğe çok erken yaşlarda adım attı.
D) Gömleği, doğum gününde hediye edilmiş.
E) Otobüsün arkasında oturmaktan nefret eder.

 

 


11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinin yükleminde anlam kayması yoktur?

A) Her sabah ilk iş büroyu temizlersin.
B) Olumsuzlukları da hesaba katacaksın.
C) Öğleden sonraları yanımıza uğruyor.
D) Yanılmıyorsam bizim komşu olacak.
E) Bugün kitap evlerine uğramalıyım.

 

 

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem emir kipindedir?

A) Bahçedeki gülleri sulamalıyım.
B) Geç olmadan işe koyulalım.
C) Yarın bu kadar geç kalmasın.
D) İş olsa da sürekli çalışsak.
E) Etrafa çekidüzen vereyim.

 

 

13. “Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer. ”

Bu atasözündeki yüklemin kipiyle aşağıdakilerden hangisinin kipi arasında benzerlik yoktur?

A) Demiri tavında dövmeli.
B) Sağır işitmez uydurur.
C) Ateş düştüğü yeri yakar.
D) Dost, kötü günde belli olur.
E) Acıklı başta akıl olmaz.

 

 


14. Aşağıdaki cümlede geçen fiillerden hangisinin yapısı ötekilerden farklıdır?

A) Taşıyamam ben bu yükü tek başıma.
B) Anlayabilirsin her şeyin nedenini.
C) Düşüver ardına ümitlerinin.
D) Merdivenlerden inerken düşeyazdım.
E) Bu karanlıkta kimseye göndermem seni.

 

 


15. Bir sen vardın oysa
Bir senin gözlerin kalmıştı
Okyanustan iki damla.
Şimdi masmavi iki ayrılık onlar.

Yukarıdaki dizelerde aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Ekfiil
B) Birleşik zamanlı fiil
C) Ek fiili düşmüş isim
D) Basit yapılı fiil
E) Basit zamanlı fiil

 

 

16. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi yardımcı fiille oluşturulmuş bir birleşik fiildir?

A) Bu durum ona zaman kazandırdı.
B) Yardımından dolayı çok sevindi.
C) Damlalar pencereden süzülüverdi.
D) Acıları onu daha da güçlü kıldı.
E) Bu düğün asla ve asla sensiz olmaz.

 

 

17. Aşağıdakilerden hangisi “anlatamazdın” fiiliyle ilgili doğru bir bilgidir?

A) Basit zamanlı ve basit yapıdadır.
B) Birleşik zamanlı ve basit yapıdadır.
C) Birleşik zamanlı ve birleşik yapıdadır.
D) Birleşik zamanlı ve türemiştir.
E) Basit zamanlı ve türemiştir.

 

 

18. Aşağıdakilerden hangisinde şimdiki zaman anlamı vardır?

A) Yazlarını Kuşadası’ nda geçiriyor.
B) İki ay sonra ay üç yaşına basıyor.
C) Övgü, bana başarma gücü veriyor.
D) Akşamki toplantı için hazırlanıyorum.
E) Güneşe çıktığı zaman hemen kızarıyor.

 

 

19. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi türemiş bir fiil değildir?

A) İtfaiye yangını başarıyla söndürdü.
B) Bütün zararını bizden çıkarttı.
C) Bu evde iyi günler de yaşandı.
D) Traktörü tarla komşusuna sattı.
E) Hep beraber pikniğe gidildi.

 

 

20. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir çekimli fiil yoktur?

A) Kırlangıçları izliyorum.
B) Bir gün onu anlayacaksın.
C) Maçın daha başlarıydı.
D) Demek ki değer bilirmiş.
E) Onunla kalmalıydı.

...Yanıtlar…

1) D
2) A
3) A
4) B
5) C
6) C
7) E
8) B
9) D
10) A
11) E
12) C
13) A
14) E
15) E
16) D
17) C
18) D
19) D
20) C

 

FİİL ÇATISI

Fiil Çatısı

 

Çekimli bir fiilden oluşan yüklemin nesne ve özneye göre gösterdiği durumlara çatı denir. Bundan hareketle, yüklemin isim soylu sözcüklerden oluştuğu cümlelerde çatının aranmayacağını söyleyebiliriz.

 

Çatı; yüklemin nesne ve özneyle ilgisi olduğundan, sorularda karşımıza çoğu kez, nesne-yüklem ve özne-yüklem ilişkisi olarak çıkar. Şimdi bunları ayrı ayrı inceleyelim.

NESNE - YÜKLEM İLİŞKİSİ

Fiiller nesne alıp almamalarına göre değişik şekillerde adlandırılır. Bunları dört grupta inceleyebiliriz.

 

1. Geçişli Fiil: Nesne alabilen fiillerdir. Bir fiilin nesne alıp almadığının nasıl anlaşılacağını cümle öğelerinde “nesne” konusunda işlemiştik. Buna göre, fiil nesne alıyorsa geçişli olacaktır.

 

Örneğin;

 

“Etrafı daha iyi görebilmek için ışığı yaktı.” cümlesinde “yaktı” yüklemdir; “o” gizli öznedir. Nesneyi bulmak için “O neyi yaktı?” diye soruyoruz. “ışığı” cevabı geliyor. Öyleyse yüklem nesne almıştır; “yakmak” fiili geçişli bir fiildir.

 

Fiilin geçişli olması için cümlede mutlaka nesnesinin bulunması gerekmez. Bazen fiil geçişli olduğu halde cümlede nesne kullanılmamış da olabilir.

 

Örneğin;

 

“Ahmet mutlaka senden öğrenmiştir.” cümlesinde “öğrenmiştir” yüklemine “Neyi öğrenmiştir?” diye sorduğumuzda cümlede herhangi bir öğenin cevap vermediğini görüyoruz. Ancak biz cümleye “onu” gibi bir nesne ilave edebiliriz. Öyleyse bu cümlenin yüklemi geçişlidir, ancak cümlede nesne yoktur. Böyle cümlelerde bir tür “gizli nesne” nin varlığı söz konusudur. Bu durumun görüldüğü cümleleri daima “onu” sözüyle kontrol edin, çünkü bu söz yalnızca nesne olabilir.

 

2. Geçişsiz Fiil: Nesne almayan fiillerdir. Bu fiillerin yüklem olduğu cümlelere dışarıdan da herhangi bir nesne getirilemez.

 

Örneğin;

 

“Eve dönünce, yorgunluktan, uzandığım yerde uyuyakalmıştım.” cümlesinin yüklemine “Neyi uyuyakalmıştım?” diye sorduğumuzda mantıklı bir soru olmadığını görüyoruz. Çünkü bu fiiil nesne almaz; yani geçişsizdir.

 

Fiiller değişik eklerle çatı özelliğini değiştirebilir. Bu durumda “oldurganlık, ettirgenlik” durumu ortaya çıkar.

Öznenin yüklemle ilişkisi beş grupta incelenir.

 

1. Etken Fiil: Yüklem durumundaki fiilin bildirdiği işi, öznenin kendisi yapıyorsa fiil etkendir.

 

Örneğin;

 

“Masanın üzerini güzelce temizledi.”

 

“Yapan kim?” diye sorduğumuzda yine “o” cevabı geliyor. Yani özne, yüklemin bildirdiği işi kendisi yapmıştır. Öyleyse fiil etkendir.

 

“Yağmur yağıyor yine ince ince.”

 

“Taş bu yola nereden düşmüş?”

 

“Yapraklar gittikçe daha çok sararıyor.”

 

“Yaşlı kadının elleri bir hayli buruşmuştu. cümlelerinin yüklemleri de etken fiildir.

 

 

2. Edilgen Fiil: Fiilin bildirdiği işi özne değil de başkası yapıyorsa, özne bu işten etkileniyorsa, fiil edilgendir. Bu fiiller, etken fiillere “-l-” ve “-n-” eklerinin getirilmesiyle yapılır. Etken fiilin nesnesi olan öğe, fiil edilgen yapıldığında özne durumuna geçer ve bu öznelere “sözde özne” adı verilir. Örneğin etken fiilde örnek verdiğimiz cümleyi edilgen yapalım;

 

“Masanın üzeri güzelce temizlendi.”cümlesini incelersek; “temizlendi” yüklemdir. “Temizlenen ne?” diye sorduğumuzda “Masanın üzeri” öznesi cevap veriyor. “İşi yapan kim?” diye sorduğumuzda, “başkası” cevabı gelir. Yani işi yapan özne değil başkasıdır. Çünkü masa kendi kendini temizleyemez. Öyleyse fiil edilgendir, öznesi de sözde öznedir.

 

 

3. Dönüşlü Fiil: Fiilin bildirdiği işi özne kendi üzerinde yapıyorsa, yani özne hem işi yapan, hem de yaptığı işten etkilenense, bu anlamı veren fiil dönüşlüdür. Dönüşlü fiiller de etken fiillere “-l-” ve “-n-” ekleri getirilerek yapılır.

 

“Tarağı eline alıp bir süre tarandı.” cümlesinde tarama işini öznenin kendi üzerinde yaptığı bellidir. Dolayısıyla fiil dönüşlüdür.

 

 

4. İşteş Fiil: En az iki özne tarafından yapılabilen fiillerdir. Bu fiiller, fiillere “-ş-” eki getirilerek türetilir. Bazı fiiller ise kök olarak “-ş-” ile bitmiştir ve işteş özellik gösterir.

 

İşteş fiiller işin yapılışına göre iki grupta incelenir.

 

a. Karşılıklı yapılma bildirir

 

Yüklem durumundaki fiilin anlamında öznelerin işi birbirlerine karşı yaptıkları görülür.

 

“Yolda karşılaşınca mutlaka selamlaşırlardı.” cümlesine baktığımızda “selamlaşmak” eyleminin kişilerin karşılıklı yaptıkları bir iş olduğunu görürüz. İki kişi birbirine selam vermiştir.

 

“Ortadaki elmaları paylaştılar.”

 

“Boş yere saatlerce tartıştılar.”

 

“Boksörler çok yaman dövüştüler.” cümlelerindeki yüklemler karşılıklı yapılan işteş fiillerdir.

 

 

b. Birlikte yapılma bildirir

 

Bunlarda özneler işi birbirlerine karşı değil hep birlikte yaparlar. Yani karşıdan bir hareketin olduğu görülmez.

 

“Çocuklar odaya girer girmez yemeklerin başına üşüştüler.” cümlesinde “üşüşme” işini çocuklar hep birlikte yapmışlardır.

 

“Kuzular otların arasından meleşiyor.”

 

“Kuşlar etrafta sevinçle uçuşuyor.

 

“Çocuklar ağaçların arasında koşuşuyor.” cümlelerindeki yüklemler birlikte yapılma bildiren işteş fiillerdir.

 

“Okula bu sabah birlikte gittiler.” cümlesinde de yüklem birlikte yapılma bildirir, ancak biz buna işteş diyemeyiz. Çünkü işteş fiiller, önceden de söylemiştik, mutlaka “-ş-” ile bitmelidir.

 

Yapıca “-ş-” ile biten her fiil elbette işteş değildir.

 

“Adam genç yaşında dünyayı dolaştı.” cümlesinde yüklem işteş değildir; çünkü karşılıklı ya da birlikte yapılma anlamı yoktur.

 

Bazı kaynaklarda “nitelikte eşitlik” adıyla işteş sınıfına alınan, oluş bildiren fiiller de vardır.

 

“Elleri çalışmaktan nasırlaşmış.”

 

“Görmeyeli bir hayli güzelleşmiş.”

 

“Pantolonu, yerde oturmaktan kırışmış. cümlelerindeki yüklemler bu türdendir. Ancak bunlarda herhangi bir iş bildirme olmadığından “işteş” mantığına pek uygunluk görülmez. Sorularda da bunun işteş olduğuna dair bir ipucu verilmemiştir.

 

 

5. Ettirgen Fiil: Konumuzun başında, nesne-yüklem ilişkisini verirken, ettirgenliğe de değinmiştik. Bu tür fiillerde işi özne bir başkasına yaptırır.

 

“Oğluna terliklerini getirtti.” cümlesinde getirme işini yapan “oğlu” dur, özne ona işi yapmasını söylemiştir.

 

“Masayı bir güzel temizletti.”

 

“Soruyu ablasına çözdürdü.” cümlelerinin yüklemleri de aynı özelliği göstermektedir.

EDEBİ AKIMLAR-ROMANTZİM

Romantizm

         18. yüzyılın sonunda başlar ve 19. yüzyılın ortalarına kadar sürer. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Önce ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin en önemlisi, halkın beğenisinin klasizmin görkemli, katı, soylu, idealize edilmiş ve yüce anlatım biçiminden, daha yalın ve içten ve doğal anlatım biçimlerine kaymış olmasıydı. Romantizm, klasizmin düzenlilik, uyumluluk, dengelilik, akılcılık ve idealleştirme gibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir. Romantizm, doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye, öznelliğe, akıl dışılığa, düş gücüne, kişiselliğe, kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa, yani sınırları zorlayıp geçmeye önem verir. Tarisel olarak bu dönemde gelişen orta soylu sınıfın, yani burjuvazinin duygu, düşünce ve yaşam tarzını ön plana çıkarır.

       Soyluların zarif sanat biçimlerini yapay ve aşırı incelikli bulan bu yeni sınıf, duygusal açıdan kendisine yakın hissettiği daha gerçekçi sanat biçimlerinden yanaydı. Böylece romantizm gelişme ve yaygınlaşma şansı buldu.

       Romantizmin en önemli habercisi Fransız filozof ve yazar Jean Jacques Rousseau’dur. Ama İngiliz yazarlar William Wordsworth ve Samuel Taylor Coleridge’nin 1790 yılında birlikte yayınladığı Lirik Balatlar adlı eser romantizmin bildirgesi sayılır. Yine İngiltere’de William Blake, Almanya’da Friedrich Hölderlin, Johann Wolfgang von Goethe, Jean Paul, Novalis, Fransa’da Chateaubriand ve Madame de Stael romantizmin ilk temsilcileridir. Victor Hugo, Alphonse de Lamartine, Alfred de Vigny, Nodier, Soumet, Deschamp, Alfred de Musset romantik akımın önemli yazarlarıdır.

ÖSS KONU ANLATIMI-TARİH

TÜRK-İSLAM TARİHİ
TALAS Savaşı
• ÇİN DEVLETİ İLE ARAP DEVLETİ (ABBASİ) KARŞI KARŞIYA GELMİŞTİR
• TÜRKLER ABBASİYİ DESTEKLEMİŞTİR.
• SONUÇLARI:
- Abbasi kazanmıştır.
- Türkler ile Araplar yakınlaşmış ve Türkler arasında İslamiyet yayılmaya başlamıştır.
- Türkler Abbasi devletinde yönetim ve askeri alanda önemli görevlere getirilmişlerdir.
-  Müslümanlar Kağıt ve Matbaayı öğrenmiştir.
• Müslümanların öğrendiği buluşlar daha sonra Haçlı Seferleri ile Avrupa’ya ulaşacaktır.
• Çin’in Batıya ilerleyişi durdu, Çin kabuğuna çekildi.
Soru: Türklerin İslamiyet’i kabul etmesini kolaylaştıran sebepler nelerdir?
- Göktanrı inancı ile İslamiyet’in benzer yanlarının olması. (Tek tanrı, ahiret inancı, kurban kesme, cennet cehennem)
- Abbasi devletinin hoşgörü politikası.
- Türklerin “cihan hakimiyeti” ile Müslümanların “cihad” politikalarının benzemesi. 
!!! İslamiyeti kabul eden ilk Türk boyu KARLUKLAR’dır.
!!! İslamiyeti kabul eden ilk Türk devleti KARAHANLILAR’dır.
Karahanlılar:
!!!Türk kültürüne ve Türkçe’ye önem vermişlerdir. (Milliyetçi, ulusçu, Türkçü olduklarının göstergesidir) 
!!! İlk ticari amaçlı kervansaraylar bu dönemde yapılmıştır. (ticarete önem verildiğinin göstergesidir)
Gazneliler:
!!!Gazneli Mahmut Hindistan’a 17 sefer yaparak burada İslamiyet’in yayılmasını sağladı. (İslamiyet’te eşitlik olduğu için Kast sistemi darbe almıştır)
!!!Abbasi halifeliğini Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. (Türkler İslamiyet’in koruyuculuğunu üslenmiştir) 

Büyük Selçuklu Devleti:
Malazgirt Savaşı (1071):
 Sonuçlar:
 Türkler büyük bir zafer kazandı.
 Bizans İmparatoru Romen Diyojen esir düştü.
 Not: Malazgirt zaferi ile Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı. Türkler Anadolu’ya  yerleşmeye başladı.
 Alp Arslan, komutanlarını Anadolu’nun fethi ile görevlendirdi.                            (Bunun sonucunda kılıç hakkı ile beylikler kurulacaktır)
 !!!! Beyliklerin kurulması şunlara sebep oldu:
- Anadolu kısa sürede feth edildi,
- Anadolu kısa sürede Türkleşti,
- Anadolu’da Türk kültürü ve medeniyeti yayıldı,
- Anadolu’da İslamiyet yayıldı.
Bu beyler Selçuklulara yarar sağlamışlar fakat daha sonra bağımsız hareket etmeye başlamış ve feodal bir yapının ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. (Bu durum merkezi otoriteyi olumsuz yönde etkilemiştir)
Tolunoğulları ve Ihşidiler:
• Mısır’da kurulan ilk Türk devletleridir.
• Yönetici Türk halkı Arap olduğu için kısa sürede yıkılmışlardır.
• Mısırın bayındır (mimari eser ve belediye hizmetleri) hale gelmesinde önemli katkıları olmuştur.
Eyyubiler:
*Haçlılar ile başarılı savaşlar yaptı.
*Mısır’da Türk devlet teşkilatını uyguladılar ve resmi  dilleri Türkçe’dir.(Milliyetçilik göstergesi)
Memlükler (Mısırda kurulmuş bir Türk devleti)
• Memluk devletinde Türkçe bilmek bir ayrıcalıktı. Türkçe bilmeyenler yönetimde yükselemezdi. (Milliyetçi özelliğidir)
• Egemenlik anlayışı bakımından diğer Türk devletlerinden ayrılırdı. Kut anlayışına göre hükümdar ve ailesi devleti yönetirken, Memlükler’de Türkçe bilen güçlü ve yetenekli her komutan hükümdar olabiliyordu. (Bu durum çok sayıda hükümdarın tahta geçmesini sağlayacaktır)
• Osmanlıdan üç yüz yıl daha az yaşamalarına rağmen tahta geçen hükümdar sayısı daha fazla olmuştur.   
SORU: Türkler’in İslamiyeti kabul etmesi, sosyal ve kültürel yaşamında ne gibi değişiklikler meydana getirdi?
- Arapça’nın kullanılması ve hatta resmi dil ve bilim dili olması.
- Hicri Takvim’in kullanılması.
- Cami, Mescit, Minare, Kümbet vs. mimari eserler yapılması.
SORU: İlk Müslüman Türk devletlerinde kilise, manastır ve rahiplere konan vergilerin kaldırılmasının amacı nedir? 
- Devlet ile gayrimüslim vatandaşları ve din adamlarını kaynaştırmak ve devlete bağlılığını arttırmak.
SORU: Malazgirt zaferinden sonra Anadolu topraklarında Selçuklu egemenliği artarken, Bizans egemenliği azalmıştır. Bu neyin göstergesidir?
- Türklerin Anadolu’daki etkinliğinin giderek artığının ve Anadolu’nun Türkleşmeye devam ettiğinin.
   ÖNCE          SONRA            DAHA SONRA 
Türk-Arap   Türkler İslamiyet’i   Türklerin İslam    
 komşu     kabul etmeye başladı.   medeniyetine
  oldu.                                            katkıları oldu.
SORU: Büyük Selçuklu Devleti’nde;
- Nizamiye Medreselerinin açılması,
- Bilim adamlarının himaye edilmesi.
            neyin göstergesidir?
Selçukluların Eğitim ve Bilime verdiği önemin.
SORU: Türk Devletlerinde taht kavgaları yaşanmasında etkili olan sebepler nelerdir?
- Komşu ülkelerin Türk Prensleri kışkırtması,
- Ülke hanedan üyelerinin ortak malıdır anlayışı,
- Beyliklerin ve boyların prensleri kışkırtması.
NOT: Büyük Selçukluda Atabeylerin bağımsızlıklarını ilan etmeleri merkezi otoriteyi zayıflatmıştır.
SORU: Büyük Selçukluda toprak fethedenin malı sayılması neye neden olmuştur?
- Feodal beyliklerin ortaya çıkmasına.
SORU: Talas Savaşı sonunda Türk boylarının İslamiyeti kabul etmeleri neyin göstergesidir?
- Askeri olaylar toplumlararası etkileşime ortam hazırlamıştır.
Soru:
- Göçebelerin yerleşik hayata geçirilmesi,
- Sulama kanallarının açılması.
Bu çalışmalar neyin göstergesidir?
* Tarımı geliştirme amacı vardır.
Türkler, İslamiyet’i kabul ettikten sonra İslam dünyasının koruyuculuğunu üslenmiştir.
      Bunun örnekleri;
 Gazneli Mahmut’un, Bağdat halifesini baskıdan kurtarması,
 Büyük Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey’in Abbasi halifesini koruması ve himaye etmesi,
 İslam dünyasına düzenlenen Haçlı Seferlerine karşı koymaları,
 Osmanlı padişahlarının, Müslüman devlet ve beylikleri korumaya çalışmaları.
Soru: Memlükler’de devlet savaş zamanı ve ekonomik durumu kötü olduğu dönemlerde vatandaşlarının mallarına el koyabiliyor yada istediği fiyattan satın alabiliyordu.
Bu durum neyin göstergesidir?
 Özel mülkiyet hakkının zaman zaman devlet tarafından kısıtlandığı.
Soru: Şehzadelerin atabeyler gözetiminde illere yönetici olarak gönderilmesi neyin göstergesidir?
İleriki dönemlerde devletin başına geçecek olan kişilerin tecrübe kazanması amaçlanmıştır.
Soru:
İslam devletleri;
- Düşünce özgürlüğünü kısıtlamamıştır.
- Bilimsel eserler Arapça’ya çevrilmiştir.
- Bilim adamlarına serbest çalışma ortamı yaratılmıştır.
Bu çalışmalar neye sebep olmuştur?
Müslüman bilginlerin pozitif bilimlere öncülük etmesine sebep olmuştur.
Soru:
- Fenikelilerin Akdeniz’de kurduğu koloniler alfabenin batıya taşınmasında etkili olmuştur.
- Asurlular Hititler ile yaptıkları ticaret faaliyetleri sırasında çivi yazısını Anadolu’ya getirmişlerdir.
Bu bilgiler birlikte düşünüldüğünde nasıl bir yorum çıkarılabilir?
Kültürel etkileşimde ticaret ön plandadır.
Soru:
- Ürünlerin fiyat ve kalite standardının belirlenmesi,
- Kurallara uymayanların meslekten çıkarılması.
Lonca örgütünün bu yetkileri hangi amaca yönelik hazırlanmıştır?
Hem üreticiyi hem tüketiciyi koruma amacı vardır.

 

TÜRKİYE TARİHİ
1. İlk Beylikler Dönemi                                (Malazgirt’ten sonra kurulan beylikler)
2. Anadolu Selçuklu Devleti
3. İkinci Beylikler Dönemi                              (Kösedağ Savaşı’ndan sonra kurulanlar)
4. Osmanlı Devleti
5. Türkiye Cumhuriyeti
!!! I.Haçlı Seferinden (1096) dolayı merkez Konya’ya taşınmıştır. (İznik be Batı Anadolu’da üstünlük Bizans’ın eline geçmiştir)
Miryokefalon Savaşı (1176)
Anadolu Selçuklu X Bizans
- Türklerin Anadolu’dan atılamayacağı anlaşıldı (Anadolu kesin olarak Türk yurdu oldu)
- Bizans’ın son saldırısı, Türklerin son savunmasıdır.
- Türk-İslam dünyası üzerinde Bizans baskısı sona erdi.
- I.Haçlı Seferi ile Bizans’ın eline geçen Batı Anadolu’daki üstünlük Selçukluların eline geçmiştir.
!!! II.Kılıçarslan, Türk Devlet geleneklerine göre ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırmıştır. (Bu durum, daha hayatta iken oğulları arasında taht kavgalarının başlamasına sebep olmuştur)
I.İzzeddin Keykavus Ticareti geliştirmek için;
- Sinop alınarak Anadolu ticareti Karadeniz’e açıldı. (Burada ilk tersane kuruldu)
- Anadolu’da Kuzey-Güney, Doğu-Batı doğrultusunda yollar yapıldı ve bu yollara Kervansaraylar yapıldı.
- Yabancı tüccarlara düşük gümrük vergileri uygulandı.
- Anadolu’daki önemli merkezlere yabancı tüccarlar, Kırım, Kıbrıs, Mısır gibi yerlere de Türk tüccarlar yerleştirildi.
- Zarara uğrayan tüccarların zararı karşılandı (ilk sigorta sistemi)  
I.Alaeddin Keykubat döneminde;
- Alanya alındı.
- Anadolu, uluslararası ticaret merkezi haline geldi.
- İlk deniz aşırı sefer, Kırım’ın Suğdak limanı alınarak yapılmış oldu. (Karadeniz’de üstünlük sağlandı ve İpek yolu ele geçirilmiştir)
Moğol Tehlikesine karşı alınan tedbirler;
- Doğudaki şehirlerin surları tamir edildi.
- Halife ile ilişkiler yoğunlaşmıştır. (Askeri birlik göndermiştir)
- Harzemşahlar’ın Doğu Anadolu ve Azerbaycan’a yerleşmelerine müsaade edilmiştir. (Tampon bölge)
- ASD, Harzemşah, Eyyubi ittifakı kurulmaya çalışıldı.
- Moğol hanı Ögeday ile dostluk kurulmaya çalışıldı.
Yassıçemen Savaşı (1230)
- Harzemşahlar’ın Ahlat’ı alması ile ilişkiler bozuldu.
ASD X HARZEMŞAH
- Harzemşahlar yıkıldı.
!!! Not: Bu savaş ile Anadolu Selçuklu devleti gücünü göstermiş ve Moğolların Anadolu’yu istilası gecikmiş, fakat tampon bölge kalktığı için Moğollar daha rahat ilerleme imkanı bulacaktır.
II.Gıyaseddin Keyhüsrev;
- 1240’ta Baba İshak (Babailer) isyanı çıkmış ve uzun süre bastırılamamıştır. (Bu durum ASD’nin zayıflığını belli etmiş ve Moğol istilası hızlanmıştır)
Kösedağ Savaşı (1243)
ASD X MOĞOL (İlhanlı-İran’da)
Kösedağ Savaşı’nın Sonuçları;
- Anadolu, Moğol istilasına girdi,
- ASD sultanları, Moğollar’ın kuklası haline geldi, sık sık taht değişikliği oldu,
- * Anadolu Türk birliği bozuldu, çeşitli beylikler kuruldu (Karamanoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları vs.)
- ASD yıkılma sürecine girdi,
- ASD ağır vergiler ile ezildi.
Yorumlar:
- Kervansaray yapımı,
- Ulaşım ağını düzenleme (hem ticaret hem merkezi otoriteyi iyileştirmek için)
- Gümrük vergilerini düşürme,
- Gümrük gelirlerinin artması (sonuçtur)
- Ticarette devlet güvencesi (Sigortacılık)
- Deniz kıyısı (liman) kentlerinin ele geçirilmesi,
- Yabancı tüccarlara ayrıcalık verilmesi,
- Türk tüccarların ticaret merkezlerine gönderilmesi
TİCARETİ GELİŞTİRMEK için yapılır.
*** Ahilik Teşkilatı: Esnaf ve zanaat grupları arasında dayanışmayı sağlayan, fiyatları belirleyen, kalite kontrolünü gerçekleştiren, haksız rekabeti önleyen bir tarikat ve bir kurumdur. Osmanlı Yükseliş devrine doğru manevi yönü azalmış ve Lonca olarak adlandırılmıştır.
NOTLAR:
- İkta sistemi, toprak sistemidir. Ticaret ile direkt bir ilgisi yoktur. Asker yetiştirmek, düzenli üretim yapmak, düzenli vergi toplamak, asayişi sağlamak gibi yararları vardır.
- Türk devletlerinde genelde toprağın sahibi devlettir. Halk kiracıdır ve ürün vergisi verir. Özel mülkiyet pek gelişmemiştir.
- Gaza ve Cihat, İslamiyeti yaymak için yapılır. Müslüman bir devlete karşı gaza-cihat yapılamaz.
           Sebep                                 Sonuç
Beylik ele geçirme            Anadolu Siyasi Birliği
Para Bastırmak     Bağımsızlık, Ekonomik refah
Düşük Gümrük Verg.   Ticarette ve gelirde artış
Taht Kavgası        Merkezi otoritenin bozulması
Özerk Yetki verilmemesi    Ülke bütünlüğünü 
                                                      koruma  
Uluslararası ticaretin      Gümrük gelirlerinin
      gelişmesi                             artması
OSMANLI İMPARATORLUĞU
KURULUŞ DEVRİ
ÖNEMLİ OLAYLAR ve POLİTİKALAR:
İSKAN POLİTİKASI
FETİH POLİTİKASI
HOŞGÖRÜ POLİTİKASI
DEVŞİRME SİSTEMİ
ANADOLU SİYASİ (TÜRK) BİRLİĞİ
KARESİOĞULLARI’NIN ALINMASI
ANKARA SAVAŞI
FETRET DEVRİ
Tanım ve Kavramlar:
Aşar (öşür): Toprak gelirinin onda biri olan bu vergiyi halktan Tımar sahibi alırdı (Müslümanlardan).
Haraç: Müslüman olmayanlardan alınan beşte bir oranındaki gelir vergisidir.
Cizye (Kelle vergisi): Gayrimüslimlerden, askerlik yapmadıkları için yılda bir kez alınan vergidir. Askerlik çağına gelmiş sağlıklı erkeklerden alınırdı.
Ayan: Bir yerin bir bölgenin zenginlerinden olan. Büyük topraklara ve silahlı adamlara sahip “ağa” (derebeyi).
Cülus Bahşişi: Yeni hükümdarın asker ve memurlara verdiği para.
Devşirme: Osmanlıda, Yeniçeri ocağına alınacak asker ihtiyacını karşılamak için Balkan topraklarındaki gayrimüslim ailelerden alınan çocukların yetiştirilmesi işi.


!!! Karesioğulları’nın Alınması ile (Çanakkale):
Osmanlı’nın;
 Rumeli’ye geçişi kolaylaşmıştır.
 Karesi beyliğinin önemli komutanları Osmanlı hizmetine girmiştir.
 Karesi Donanması Osmanlı’nın olmuştur.
 Anadolu Siyasi (Türk) birliğinin kurulmasında ilk adım atılmıştır.
!!! Orhan Bey dönemindeki teşkilatlanma çalışmaları:
 Divan teşkilatı kuruldu,
 Vezirlik makamı oluşturuldu,
 Kadılık teşkilatı kuruldu,
 Yaya ve müsellem adıyla ilk düzenli ordu kurulmuştur,
 İznik’te ilk medrese kurulmuştur (Orhaniye)
Not: Orhan bey döneminde Osmanlı beylikten DEVLET aşamasına geçmiştir.
!!! I.Murat dönemindeki teşkilatlanma çalışmaları:
 Yeniçeri  ocağı kuruldu,
 Tımar sistemi uygulanmaya başlandı,
 Rumeli beylerbeyliği kuruldu.
  NOT: I.Murat “ülke, hanedan üyelerinin ortak malıdır” anlayışının yerine “ülke, padişah ve oğullarının malıdır” anlayışına getirmiştir. Taht kavgaları önlemek amaçlandı. (Merkeziyetçilik amaçlandı)
Ankara Savaşı (1402):
* Timur’un batıya doğru yaptığı seferler sonucunda İran ve Irak ele geçirilmiş, Altınorda Devleti zayıflamış ve yıkılmıştır.
* Yıldırım Bayezid’den kaçan beyler Timur’a sığınmışlardır.
Sonuçları:
* Beylikler yeniden kuruldu (Anadolu Türk birliği bozuldu).
* Balkanlarda Türk ilerleyişi durdu.
* Bayezid’in çocukları arasında taht kavgaları başladı.
* Osmanlı Devleti dağılma tehlikesi geçirdi.
* Fetret Devri başladı. Osmanlı sağlam devlet örgütü sayesinde kısa zamanda toparlandı.
İskan Politikasının yada Türkleri Balkanlara yerleştirmenin amaçları nelerdir?
- Nüfus dengesini sağlamak, üretimde süreklilik.
- Türk-İslam kültürünü yaymak, merkeziyetçilik.
- İşsizliğe çözüm bulmak, asayişi sağlamak.
Orhan dönemindeki teşkilatlanma çalışmalarının sonucu nedir?
- Osmanlı, Beylikten Devlete geçti.
Osmanlı’nın takip ettiği hoşgörü politikasının amacı nedir?
- Balkanların fethini kolaylaştırmak,
- Devletin kalıcılığını sağlamak.
Osmanlı Devleti Kuruluş devrinde neden sık sık başkent değiştirmiştir?
- Fetih bölgelerine yakın olmak için.
Bağımsızlık alametleri nelerdir?
Bir beyliğin bağımsız olması için;
Bağlı olduğu devletin o beyliğe;
- Ferman, Bayrak, Sancak, Kılıç,
- Nevbet (Davul, Bando) vermesi gerekir.
Yada beylik;
- Para bastırması ve hutbe okutması gereklidir.
Haçlı ordularının amacı nedir?
- Osmanlıyı Balkanlardan atmaktır.

DİVAN ÜYELERİ ve DİĞER GÖREVLİLER
Vezir-i Azam (Sadrazam)            Başbakan
Defterdar                             Maliye Bakanı
Nişancı                         Tuğracı, Tapu Kadastro
Şeyhülislam (Müftü)     Ulemanın Başı, Fetvacı    
Kazasker (Kadı Asker)        Adalet ve Eğitim
Reis-ül Küttap                    Dış İşleri Bakanı
Kaptan-ı Derya (Kaptan Paşa)   Donanma         
                                                   Komutanı
Yeniçeri Ağası           İstanbul Emniyet Müdürü
Rumeli Beylerbeyi              Rumeli Eyalet Valisi
Kadı                                Adalet işleri (Hakim)
Subaşı                 Kazalarda Güvenlik Sorumlusu

OSMANLI YÜKSELME DEVRİ
İSTANBUL’UN FETHİ
CEM SULTAN OLAYI
ANADOLU SİYASİ (TÜRK) BİRLİĞİ
ŞAH KULU İSYANI (SAFEVİ-İRAN-Şİİ)
MISIR SEFERİ (HALİFELİK OSMANLI’NIN)
KAPİTÜLASYONLAR
SOKULLU MEHMET PAŞA ve PROJELERİ

İstanbul’un Fethi (29 Mayıs 1453):
Sebepleri:
 Anadolu - Rumeli toprak bağlantısını kesmesi.
 Rumeli güvenliğinin sağlanmak istenmesi.
 Bizans entrikaları (Haçlı ittifakları, şehzade ve Anadolu beyliklerini kışkırtmaları)
 Stratejik bir bölge olması.
 Hz.Muhammed’in hadisindeki müjdeye ulaşmak istenmesi.
Sonuçlar: 
Türk Tarihi Bakımından:
 II. Mehmet “Fatih” unvanını aldı.
 İstanbul, Osmanlı’nın Başkenti oldu.
 İstanbul boğazı  ve Karadeniz ticaret yolu Osmanlı’nın eline geçti.
 Rumeli’nin güvenliği sağlandı.
 Anadolu ve Rumeli’nin bağlantısı sağlandı.
 Osmanlı Kuruluş Dönemi bitti, Yükselme dönemi başladı.
Dünya Tarihi Bakımından:
 Doğu Roma (Bizans) yıkıldı.
 Doğu Ticaret yolları Osmanlı eline geçtiği için Avrupalılar yeni yollar aradı ve Coğrafi keşiflere sebep oldu.
 Rönesans hareketlerine zemin hazırladı.
 Surların yıkılabileceği anlaşıldı. Avrupa’da feodalite zayıfladı. Krallıklar güçlendi.
 Ortodoksluk Osmanlı himayesine girdi.
 Orta çağ sona erdi, Yeni çağ başladı.
 Avrupalı devletler, İstanbul’da ilk sürekli elçiliklerini kurdu.
II.Bayezid Dönemi:
CEM SULTAN olayı:
* Cem Sultan olayına; Memlükler, Karaman beyleri, Dulkadiroğulları, Rodos Şövalyeleri ve Papalık karıştığı için sorun devletlerarası (uluslar arası) bir soruna dönüşmüştür. Bu olayı öteki şehzade olaylarından ayıran en önemli özellik budur.
Osmanlı-Memlük Savaşları:
Sebepleri:
*   Fatih zamanından beri devam eden Hicaz su yolları meselesi.
*    Cem Sultan’ı kışkırtmaları.
* Ramazan ve Dulkadiroğulları üzerinde hakimiyet mücadelesi.
*    Karamanoğulları’nı desteklemeleri.
* Hindistan’dan gönderilen hediyelere Memlüklerin el koymaları.
- Savaşlardan kesin bir sonuç alınamamıştır. Ramazanoğulları beyliği toprakları Harameyn Vakıf toprağı olduğu için Memlüklü nüfuzuna bırakılmıştır.

 

 

Yavuz Sultan Selim Devri:
Mısır Seferi (Osmanlı-Memlük Savaşı)
Sonuçları:
* 1516 Mercidabık, 1517 Ridaniye savaşları ile Suriye, Filistin, Kudüs, Mısır ve savaşılmadan Hicaz ele geçirildi.
* Memluklar yıkıldı.
* Halifelik Osmanlılara geçti.
* Osmanlı devlet yönetiminde dini özellik önem kazandı. Teokratik bir yapıya kavuşmuştur.
* Çok büyük ganimetler elde edilmiş ve hazine altın ile dolmuştur.
* Baharat yolu Osmanlı’nın eline geçmiştir.
* Kutsal emanetler Osmanlı koruyuculuğuna geçmiştir. İslam dünyasında birlik sağlanmıştır.
* Venedikliler Kıbrıs için ödediği vergiyi Osmanlıya ödemeye başlamıştır.
Kanuni Sultan Süleyman Devri:
Kapitülasyonlar:
 Bir devletin yabancı bir devlete tanıdığı, siyasi, ekonomik, dini ve hukuki ayrıcalıklardır.
 1479 Fatih (Venedik)
 1535 Kanuni (Fransa)
 1580 III.Murat (İngiltere, Hollanda)
 1740 I.Mahmut (Fransa) Sürekli hale geldi.
!!! Kapitülasyonların verilme nedenleri:
 Avrupa Hıristiyan birliğini bozmak.
 Akdeniz ticaretini canlandırmak.
 Osmanlı mallarına batı Akdeniz’de Pazar bulmak.
  NOT: Kapitülasyonlar, Osmanlı devletinin ticaretinin gelişmesini ve sanayisinin kurulmasını engellemiştir.
Sokullu Mehmet Paşa Dönemi:
Don-Volga kanal projesi sebepleri
 Ruslar’ın Karadeniz’e inmelerini ve Kırım’a saldırmalarını önlemek.
 Kafkas hanlıklarını hakimiyet altına almak.
 Orta Asya Türkleri ile doğrudan irtibata geçmek.
 İpek yolunu canlandırmak.
 İran’ı kontrol altında tutmak,
   amaçları ile yapılmak istenmişse de tamamlanamamıştır.
Merkezi otoriteyi güçlendirmek ve bölünmeyi önlemek için;
 Taht kavgalarının önlenmesi,
 Veraset sisteminin düzenlenmesi,
 Kardeş katli usulü, (Fatih Kanunnamesi)
 Ekber (en büyük) ve Erşet (reşit olan, akıllı) sisteminin getirilmesi,
 Devşirme sisteminin uygulanması,
 Miri toprak uygulaması (devlete ait topraklar),
 Türkler’in merkez yönetiminden uzak tutulması,
 Sancağa gönderilen şehzadelerin yetkilerinin kısıtlı olması.
OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYET
HALK: Askeri (Yönetenler) ve Reaya (Yönetilenler) olarak ikiye ayrılır.
ASKERİ SINIF:
**İLMİYE (Ulema): Adalet, Din, Eğitim ile uğraşanlar.(Kazasker, Şeyhülislam, Kadı ve Müderrisler)
**KALEMİYE: Mali ve bürokratik işlere bakarlar. (Defterdar, Nişancı ve Reis-ül Küttab)
**SEYFİYE:
- Kılıç ehli olarak bilinir.
- Devleti koruyan, asayişi sağlayan, sınırları genişleten sınıftır.
- Yönetim ve Askerlik işlerine bakarlar.
- Vezir-i Azam, Vezirler, Yeniçeri Ağası, Kaptan-ı Derya, Beylerbeyi, Sancakbeyi.
KAPIKULU Ordusu
*Yeniçeriler bu gruptadır.
*Merkez (İstanbul) ordusudur.
*Devşirmedirler.
*Sürekli Askerdirler.
*Ulufe adı verilen maaş alırlar.
*Cülus Bahşişi’de alırlar.
***Devşirme sistemi:
Balkanlardan alınan Hıristiyan çocukların Türk ailelerin yanına verilmesinin sebebi;
• İslamiyet’i öğretmek,
• Türkçe’yi öğretmek,
• Türk adet ve geleneklerini öğretmek.
!!! Osmanlı Devletinde farklı eğitim kurumlarının varlığını sürdürmesi, öğretim birliğinin olmadığının ve kültürel farklılığın kanıtıdır.
!!! Osmanlı Devleti’nde toplumun ümmet esasına (Müslüman-Gayrimüslim) göre örgütlenmesi ve halifelik, devletin “teokratik” yapısını kanıtlar.

gazeteler